SARIKAMIŞLI OLMANIN BEDELİ..!
    Yazı başlığını okuduğumuzda belki de birçoğumuz “Nasıl yani…?” sorusunu sormaktan kendimizi alamayacağız. Ancak yazının bitimine müteakip Sarıkamışlı olmanın bedelinin gerçekte de çok ağır olduğunun doğruluğunu tescil etmemenin adaletsizlik olacağını benimsemiş olacağız.
  Tabii ki bedel ödemek her baba yiğitin kârı değildir. Bedel ödemek bir cesaret, mertlik, özveri, azim, kararlılık, vefa, kısaca manen ve madden bir maliyet işidir. Ancak; insanların ödemek istedikleri bedelin bir karşılığı olmalıdır. Bedel sıradan şeyler için ödenmez. Öğle değerler vardır ki, insan gözünü kırpmadan çok büyük bedeller öder. İşte bu değerlerden biri de Sarıkamış gibi; bin bir çeşit medeniyetlerin yaşadığı ve halen izlerinin bulunduğu bir mekan, Türk Milletinin kahraman evlatlarının; vatan için kanını ve canını feda eden 90.000 Mehmetçiğin şehit olduğu, adına destanlar yazılan şehitler diyarı, doğa güzelliğiyle, dünyanın sayılı turizm merkezlerinden birine sahip bir yerleşim merkezi olmalıdır. Bırakın bu kentli olmayı, içimizdeki Sarıkamışlı olmayan Sarıkamışlıların bile, Sarıkamış’ın ne derece önemli olduğunun farkında olmalılar ki asli görevlerinin yanı sıra bu turizm cenneti ilçemiz için çok büyük fedakarlıklarda bulunduklarına şahit olduğumuzda “Acaba biz gerçek Sarıkamışlılar neden boş duruyoruz? Neden bizler de bu güzelim kentimizin tanıtılmasında üzerimize düşen görevleri yerine getirmiyoruz ? Neden hak ettiği koltuğa oturması için uğraş vermiyoruz?” diye sormamız, vicdan muhasebesi yaparak kendi kendimizi yargılamamız gerekmez mi ?
  Peki, kim bu Sarıkamışlı olmayan Sarıkamışlılar, acaba neler yapmışlar? Merakı içinde olan meraklılara birkaç örnekle açıklamaya çalışacağım. Ancak bunları açıklarken sakın ola…! Farklı anlamlar çıkarılmasın. “Doğruya Doğru” ilkesini benimseyenlerden biri olarak dilimin döndüğünce, kalemimin mürekkebi kuruyuncaya kadar doğruları yazmaya çalışacağım.    Sarıkamışlı olmayan Kaymakamımız Sn. Bayram GALE’ nin; ender Devlet adamlarından olduğunu, görevini hiçbir tesir altında kalmadan doğru, dürüst, tarafsız, adilane ve liyakati ile ifa ettiğini, 4-6 Ekim 2004 tarihinde “Bütün Yönleriyle Sarıkamış Sempozyumu”, 22 Aralık 2004 tarihinde “90.Yılında 90 Bin Şehidi Anma Programı ” ve 11-13 Mart 2005 tarihleri arasında ilçemizde düzenlenen “Sarıkamış Kar Festivali” gibi sosyal etkinliklerin tertiplenmesinde öncülük ederek turizm beldesi ilçemizin tanıtılmasına katkıda bulunduğunu, bu iş için uğraş veren Sarı kamış’lılara desteğini esirgemediğini ve Devletin bütün imkanlarını seferber ettiğini, Belediye Başkanı Sn. İlhan ÖZBİLEN ile iyi bir ikili oluşturduklarını, Belediye Başkanımız da siyasi kimliğini bir kenara bırakıp “ Ben Bundan Böyle Bütün Sarıkamışlıların Başkanıyım” diyerek sadece elindeki imkanlarıyla değil kişisel çabalarıyla da ilçemize teşrif eden misafirlerimize, bölge insanının konukseverliğini ve misafirperverliğini en iyi bir şekilde sergilediğini tüm Sarıkamışlılar tarafından bilinmektedir.
  Kaymakam Bey’in çok iyi bir Sarıkamış sevdalısı olduğunu dergimizin Şubat 2005 sayısında bulunmuş olduğu özel açıklamalarından öğrenmiş bulunuyoruz. Kaymakam Bey söz konusu açıklamalarıyla yaptıklarını ve yapmak istediklerini anlatırken o kadar içten ve samimi ki, bir devlet memurluğu edası içerisinde değil de, tam bir Sarıkamış sevdalısı olduğu gözden kaçmıyor. Sarıkamışlı olmayan Sarıkamışlılardan; Malmüdürü Sn. Yılmaz OKATALİ koltuğuna oturur oturmaz, zaman zaman Sarıkamış esnaflarına nezaket ziyaretleri düzenleyerek memurunun halka bakış açısını değiştirmiş, kendisiyle görüşmek isteyen herkese kapısını açmış, onların sorunlarıyla ilgilenme çözümler arama pahasına mesai saati içerisinde yapması gereken günlük işlerini aşağı yukarı her gün mesaiden sonra gece geç saatlere kadar dairesinde çalışarak yapmıştır. Sadece başında bulunmuş olduğu kurumun çehresini yenilemekle kalmamış, her yıl toplanan vergi gelirini yaklaşık iki katına çıkararak Devletin çok büyük oranda kâr sağlamasına da vesile olmuştur. Kafkas Üni. Sarıkamış Beden Eğit. ve Spor Yüksek Okulu Müdürü, Öğ.Gör.Sn. Erol DOĞAN’ nın gerek kurumundaki başarıları, gerekse de ilçemize göstermiş olduğu öneme binaen kayak merkezlerinde bulunan sıkıntıları dergimizde dile getirerek çözümler önermesi yadırganabilir mi ?
  Babasının 1920’li yıllarda Yayıklı (Divik) Köyünde doğduğunu,1950 yıllarda bu memleketten göç ettiğini… saymasak, ancak hiçbir şekilde Sarıkamış’tan bağını koparmayan, görevi nedeniyle ilçemizde ikamet eden Sarıkamış’ın önemli oranda tanıtılmasına vesile olan “Bütün Yönleriyle Sarıkamış Sempozyumu” nun tasarlanmasından hayata geçirilmesine kadar büyük bir emek ve mesai sarf eden, bunun yanı sıra ilçede bulunan bütün sosyal etkinlikler içerisinde yer alan ve tüm gayretleri ile destekleyen hatta memur maaşının büyük bir bölümünü bu uğurda feda eden Sarıkamış sevdalılarından Sn. Yüksel BİNİCİ’nin fedakarlıkları gözardı edilebilir mi ? Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür, ancak bize ayrılan sayfalar sınırlı olduğu için birçoğunun isimlerini burada zikredemiyoruz.
  Özetle biz burada görevleri nedeniyle ilçemizde bulunan kendilerini Sarıkamışlı addeden Sarıkamışlıların güzelim beldemiz için göstermiş oldukları gayretlerinden örnekler vererek, neden bizlerin de daha fazlasını, daha iyisini ve daha güzelini yapmak için uğraş vermediğimizden yakınıyor ve soruyoruz: İlçemizin gelişmesi, tanıtılması ve diğer turizm beldeleriyle yarışır hale gelmesi için sadece Sarıkamışlı olmayan Sarıkamışlıların gayretleri yeterli mi? Hayır… Bana göre biz Sarıkamışlılara da çok büyük görevler düştüğü inancıyla âcizane diyoruz ki:
  —Sarıkamışlı olan siyasetçilerimizin; Sayın Kaymakamımızın Sarıkamış için bir şans olduğunu, şahsi istek ve arzular bir tarafa bırakılarak kendilerinin bilgi ve tecrübelerinden yararlanmaları gerektiğini, büyük bir şevk ve azimle yapmış olduğu çalışmalarına destek olmaları elzemdir.
  İlçemizin en büyük sorunu olan içme suyu sorununun artık Belediye imkân ve uğraşlarıyla çözümlenemeyeceği aşikardır. Bu çok önemli soruna Bakanlık düzeyinde çözümler aranmalıdır. Yıllar önce temeli atılıp ancak bir türlü bitirilemeyen, ilçemize yapılacak olan yatırımlara engel teşkil eden (bekle gör politikası) 350 yataklı “Toprak Otel’in” bir an önce bitirilerek faaliyete geçirilmesi için gerekli girişimlerde bulunulmasının çok büyük bir önem arz ettiğini hatırlatmakta yarar görüyorum. Bölgemizin iklim şartları, uzun bir süre katı yakıtla ısınan binaların yaratmış olduğu hava kirliliği gözönüne alınarak; İlçemize 9-10 Km mesafede bulunan doğalgaz boru hattından, doğalgaz bağlantısı yapmak için, Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’na talepte bulunulması ve hayata geçirilmesi için mücadele edilmesi, 2003 yılında Turizm Bakanlığı tarafından mastır planı yapılan Ağbaba, Sıpkaç, Çamurlu dağlarının da mekanik tesislerle donatılıp, telesiyejlerin birbirine bağlayan telesiyej ağının Cıbıltepe ile birleştirilmesi için başlatılan çalışmaların acilen sonuçlandırılarak bundan böyle bölgemizi Dünya Kış Olimpiyatlarının yapılacağı kayak merkezi haline getirilmesi Sarıkamışlının ve bölge insanının önemli beklentilerindendir.
  -Sarıkamışlı olup, yatırımlarını diğer yerleşim yerlerine yapan çok değerli iş adamlarımıza örnek teşkil edecek, Sarıkamışlı olmayan ve ilçemizde turizme yönelik yatırımlar yapmak üzere arazi alan ;
a) Dedeman’ın 40.000 M2
b) Yıltaş İnşaat’ın 40.000 M2
c) MNG Holding’e bağlı Günal İnşaat’ ın 35.000 M2
d) Muzaffer ve İsmail ERGÖZ’ÜN’ 15.000 M2
e) Ümit KABAY’ın 5.000 M2
f) Olgarlar Spor Malzemeleri’nin 4000 M2
g) AK-PLAS Kalıp sanayi’ nin 3.000 M2 arazi aldıklarını dikkate alarak; Hükümetimizin çıkarmış olduğu kalkınmada öncelikli bölgeler için turizm teşvik yasalarından da yararlanılarak hiç olmazsa sermayelerinin bir bölümünü bölgemizde yatırımlara dönüştürmelerini ve amatör kümede Kars İl Şampiyonu olan Sarıkamış Spor’a desteklerini özellikle istirham ediyoruz. Bu arada Özelleştirme İdaresince ihalesi yapılan Sarıkamış Sümerbank Ayakkabı Fabrikasını 1 Milyon 325 bin dolar teklifle alan, “Karadeniz Petrol Uluslararası Nak.İnş.Turz.Tkst. Ltd.” şirketinin sahipleri, Sarıkamışlı iş adamlarımızı kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.
  —Kamu kurum ve kuruluşlarımızdan; Dünyada Alplerden sonra en iyi kar kalitesine, pistine, mekanik tesislerine ve doğa güzelliğine sahip turizm beldesi ilçemizin tanıtılması amacıyla düzenlenecek her türlü organizasyonunun daha bilinçli ve ehil kişilerce gerçekleştirilmesi, gerek telesiyej fiyatlarının belirlenmesinde, gerekse mekanik tesislerin donanımında bölgemizdeki diğer kayak merkezleriyle rekabet edilmesinin kaçınılmaz olduğunun benimsenmesi, önyargıdan uzak; daha iyisini, daha güzelini yapmak için yapılan öz eleştirilere tahammül gösterilmesi gerekliliği içerisinde olmaları gerekmektedir.
  —Elbette memur görevini ifa ederken görevi bilinci içerisinde, tarafsız, titiz, doğru, dürüst ve üretken olması, Doktor Hipokrat yeminine riayet ederek hasta haklarını gözetmeli, hasta ve yakınlarının da daha kibar ve medeni ölçüler içerisinde doktoruna yardımcı olması, sağlık personelinin hasta ve yakınlarına karşı daha anlayışlı davranmalı, Başhekim Bey’in bizzat talimatlarına ve konu üzerine hassasiyet göstermelerine rağmen; Dünyanın ve Ülkemizin hiçbir sağlık merkezinde uygulanmayan ancak sadece birkaç görevlinin şahsi ve keyfi uygulamalarıyla tahlil atıklarının hastasına döktürülmemesi,
  —Esnaf müşterisine karşı daha saygılı ve kibar, onu günübirlik bir kazanç değil, önce bir insana gösterilmesi gereken özen ve itinanın gösterilmesi, ilçemize bağlı köylerimizin bir kısmının komşu ilçelerle ticari ilişkiler içerisinde bulunmalarının nedenleri araştırılıp çözümler üretilmeli, esnaf elbirliğiyle “Sarıkamış Pahalı” damgasını belleklerden söküp atmalıdır. Bu da SESO başkanlığında zaman zaman toplantılar yapmakla mümkün olunabileceği,
  —Şoför aracını kullanırken başkalarını taciz etmeden insana saygıyı ön planda tutması, dolmuşçu müşteri toplama amacıyla aracının kornasını bangır bangır öttürmemeli, bunun yerine duraklara “varış ve kalkış” saatleri belirleyen tabelalar asılmalı, müzikli işyerlerinde kasetçalarların seslerinin çevredekileri rahatsız etmeyecek ölçüde ayarlanmalı, gürültü kirliliğine özen gösterilmelidir. -Araç sahiplerinin rasgele araçlarını park etmemeleri, aksi halde emniyet yetkililerinin mutlaka görevlerinin gereğini yapmaları...? -Yıllardır hayvancılıktan umduğunu bulamayan bölge insanımızın bir an önce turizmcilik hakkında bilinçlendirilmesi için seminerler düzenlenmeli, ancak “Ben hem şehirde yaşayıp, hem de hayvancılıkla geçimimi temin edeceğim” diyen çok değerli hemşerilerimizin ilçemizin turizm beldesi oluşunu gözönünde bulundurmaları, bu işi şehir merkezinden uzak mahallerde veya merkez köylerimizde gerçekleştirmeleri, mahalle aralarına dökülen hayvan dışkıları bir daha döktürülmemek üzere acilen temizlettirilmesi tüm ilçe halkının beklentisidir...!
  —Vatandaşın çöp ve benzeri şeyleri rasgele cadde ve sokaklara atmamaları, cadde ve sokak başlarına konan modern çöp kutularını kullanmaları uygar şehirliliğin gereklerindendir.
  -Yerel yönetimlerden; (Dergimizin Aralık 2004 tarih, 10–11.sayısının 31. sayfasında “Hayal Pilavı ” başlıklı yazımızın bir bölümünü aynen burada yineliyoruz)
“Caddeleri gaşka1 ve kızaklardan arındırılmış,
Musluklarında şarıl şarıl, tertemiz berrak ve soğuk suları akan,
Tarihi belde oluşu nedeniyle bir müzeye sahip,
Modern oto terminalinin bulunduğu,
Spor ve kültür salonları sayısının, kahvehane sayısından fazla,
1960–70 li yılların özlemiyle;
En az bir sinema veya tiyatro salonu bulunan,
Sosyal ve kültürel etkinlikleri olan,
Yıllar önce elini taşın altına koyan ve bir ilki gerçekleştiren Çam- Kar Oteli2 örnek alınarak;
Cıbıltepe3 Kayak Merkezine gelen turistleri ilçe merkezine çekmek amacıyla;
Demiryolu Cer Atölyelerinin4 restore ettirilip, turistlerini tarihi mekanlarda ağırlayan,
Köylülükten uzak, modern şehirciliği benimseyen;
Kapalı halı sahası bulunan,
Turizm Meslek Yüksek Okulu olan,
Tozlu, topraklı, çakırlı ve çukurlu yollardan ziyade;
Beton parke taşı ile kaplı, kaldırımlı caddeleri bulunan,
Çocuk bahçeleri, aile piknik alanları ve dinlenme tesislerine sahip”, dilek ve temennilerimize ilaveten; hayvanların girmesini önleyecek ve temizlenebilir şekilde tasarlanmış çöp depoları yapılarak piknik alanı olan Acısu mevkiinin çöpten arındırılması ve ilçemizin göz bebeği Millet Bahçesinin daha nezih bir şekilde düzenlenerek mesire yeri olarak kullanılması için elverişli hale getirilmesi temennilerimizdendir.
  Çağdaş ve uygar şehirciliğin ilke edinilmesi esastır. Ancak; Sarıkamışlı olan ve Sarıkamış’ta yaşayan tüm insanların elbirliğiyle; turizm beldesi olan bu şirin ilçenin daha modern, AB standartlarına uygun uygar bir kent haline gelmesi için yukarıda sayılanların ve söz konusu uygulamaların harfiyen yerine getirilmesi kaçınılmazdır.
  Uygarlık mutlaka her topluma gerekli olduğu şüphesizdir, ancak Sarıkamış’ta yaşayan herkese bir zorunluluktur. Hedefimiz; kardeşliğin ve hoşgörünün huşu bulduğu, tertemiz ve yemyeşil bir ilçe olmalıdır. Evet Sarıkamışlı olsun veya olmasın Sarıkamış’ta yaşamanın bedeli çok ağır çok….! 01.09.2005
AYNA TUTAN HAYAT
Bazı şeyler vardır ki yalanı sevmez. Ayna da onlardan biridir. Ne kimseye torpil geçer ne de gerçeği eğip büker. Karşınıza geçtiğinizde sizi olduğunuz gibi gösterir; ne bir tık fazla ne de bir tık eksik… İşte bu yüzden aynalarla arası iyi olmayan çok insan vardır.

Hayatını yalanla, dolanla ve haramla sürdürenler, aynaya baktıklarında başkalarını değil, aslında kendilerini görürler. Bu yüzden aynadan değil, aynanın gösterdiği hakikatten rahatsız olurlar. Çünkü orada onur yoktur, gurur yoktur, haysiyet yoktur. Olan sadece çıkar ve menfaattir.

Bu tipler, yal yedikleri kapıya sadakati erdem sanır. O kapının eşiğinde kalabilmek için iftirayı mubah, çarpıtmayı maharet sayarlar. Başka bir niyetle söylenmiş tek bir cümleyi alır, evirir çevirir; sonra da utanmadan “belge” diye önünüze koyarlar. Gerçeği savunmak değil, güçlü görünene yaranmak öncelikleridir.

Onurdan ve haysiyetten nasibini almamış olanlar, herkesi kendileri gibi zanneder. Karşısındakinin de bir duruşu, bir kırmızı çizgisi olabileceğini hesaba katmazlar. Bu yüzden insanların gururuyla oynamayı kolay sanırlar. Oysa unuttukları bir şey vardır: Güneş balçıkla sıvanmaz. Gerçek, er ya da geç kendini gösterir.

Bir de geçmiş meselesi vardır. Bugün yüksek perdeden konuşan bu karakter yoksunlarının mazisine dönüp baktığınızda, yaptıkları hoyratlıkların izine yalnızca bu topraklarda değil, sınırların ötesinde de rastlamak mümkündür. Kişi geçmişinden kaçamaz; sadece bir süreliğine üstünü örter.

Şair Yalçın Karataş’ın dizelerinde anlattığı “bu adam” tam da böyledir. Ne kendini bilir ne haddini… Dünüyle bugünü birbirini tutmaz; akşam söylediğini sabah inkâr eder. Haramla beslenen bir mideye helal lokma ağır gelir. Çok yüzlüdür, kaypaktır, köpük gibidir; dalga çekildiğinde ortada bir şey kalmaz.

Ayna hâlâ oradadır. Sessizdir ama adildir. Kim neyse onu gösterir. Rahatsız olan aynayı suçlar, kendini değil. Oysa mesele ayna değil, yüzleşemeyen yüzdür.
KAR: SEFA MI, CEFA MI?
Kar, kışın habercisidir. Hava ne kadar sert olursa olsun, kar yağmadıkça kışın geldiğini kabullenemeyiz biz Doğu insanları. Soğuk olur, ayaz olur; ama kar yoksa kış eksik kalır. Çünkü kar yalnızca soğuk değildir, aynı zamanda berekettir.
Büyüklerimiz, karın az yağdığı yıllarda hep aynı endişeyi dile getirirdi:
“Bu yaz kurak geçecek…”
Zira kar, toprağın sigortasıdır. Yağdığı yere can verir, yazın susuz kalmaması için doğayı besler.
Kar aynı zamanda doğaya bambaşka bir güzellik katar. Yeşille beyazın bütünleştiği, sarıçamlarla bezeli Sarıkamış Kayak Merkezi’nde kar, adeta bir tablo gibi işlenir. Her yağış, Bayraktepe’ye ayrı bir zarafet, ayrı bir ruh katar.
Ancak kar herkes için aynı anlama gelmez.
Birileri için sefa olan kar, bir başkası için cefadır. Evine ekmek götürmekte zorlanan emekli, kirasını ödeyemeyen asgari ücretli, düzenli hiçbir geliri olmayan binlerce fakir fukara vatandaşımız için kar; kapanan yollar, artan masraflar ve büyüyen çaresizlik demektir. Bu durumda olan insanlar için karın yağması belki de istenmeyen bir misafirdir.
Öte yandan turizm sektöründe faaliyet gösteren iş insanları ve bu sektörden ekmek yiyen binlerce çalışan için kar, umudun adıdır. Onlar her yıl Kasım ayı geldiğinde, “Bugün mü yağacak, yarın mı?” diye adeta dört gözle karı bekler. Çünkü kar yağdığında kayak sezonu başlar; bereket kapıyı çalar.
Aylar öncesinden hazırlık yapan turizmciler, pistlerin bir an evvel hazır hale gelmesi için hummalı bir çalışmaya girişir. Ancak Sarıkamış Bayraktepe Kayak Merkezi’nde yıllarca önemli bir eksiklik vardı. Yanı başımızdaki Palandöken Kayak Merkezi’nde suni kar üretme makineleri bulunurken, Sarıkamış Bayraktepe’de bu imkânın olmaması ciddi bir dezavantajdı. Bu nedenle Palandöken’de sezon yaklaşık bir ay daha erken açılıyordu.
Turizm işletmecilerinin ısrarlı talepleri, bölge milletvekillerimizin ve Kars Valiliği’nin katkılarıyla bu eksiklik nihayet giderildi. Artık Sarıkamış Bayraktepe Kayak Merkezi’nde de suni kar üretme makineleri mevcuttur.
Bu gelişme yalnızca turizmcileri değil; kayak severleri ve Sarıkamış halkını da ziyadesiyle memnun etmiştir. Sezonun daha erken başlaması, şehrin ekonomisine ve tanıtımına önemli katkılar sağlayacaktır.
Bu vesileyle, emeği geçen herkese teşekkür ediyor; Sarıkamış’ın beyaz örtüyle bereketlenmesini temenni ediyorum.